Bazen bir şarkı, bazen çocuklukta kalmış bir sokak, bazen de artık var olmayan bir alışkanlık… “Eskiden her şey daha iyiydi” cümlesini kurarken aslında neyi özlediğimizi tam olarak bilmesek de, içimizde bir yerlerin bu duyguya karşılık verdiğini hissederiz. Toplumsal yapılarla bireysel deneyimlerin iç içe geçtiği bu özlem hâli, yalnızca geçmişe dönük bir romantizm değil; bugünü anlamlandırma çabasının da bir parçasıdır. Eskiye Neden Özlem Duyulur? Kavramsal Bir Çerçeve Nostalji, Bellek ve Toplumsal Hafıza “Eskiye neden özlem duyulur?” sorusunu ele alırken ilk durak genellikle nostalji kavramıdır. Nostalji, bireysel bir duygu gibi görünse de toplumsal belleğin şekillendirdiği kolektif bir deneyimdir. Sosyolog Maurice Halbwachs’ın toplumsal…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Dorsal: Bir Anatomik Kavramın Edebiyat Perspektifinden Derinlemesine İncelenmesi İnsan vücudu, yalnızca biyolojik bir yapı olmanın ötesinde, kendini ifade etme, yaşama ve var olma biçimlerinin derinliklerine inmek için bir kaynak sunar. Anatomik terimler, edebiyatın derinliklerine indiğinde, yalnızca bir bedensel açıklama olmaktan çıkar, içsel dünyamızla kurduğumuz bağlantıların sembolik ifadesine dönüşür. “Dorsal” terimi de bu anlamda, bir bedensel sınırdan çok, zihinsel ve duygusal bir yolculuğa davet eder. İnsanın sırtını ve onun fiziksel dünyanın ötesindeki anlamını keşfetmek, edebiyatın büyülü gücüyle birleştiğinde, kelimelerin, imgelerin ve sembollerin dansına dönüşür. Dorsal’ın Anatomik Temeli ve Edebiyatla İlk Temas Dorsal, Latince kökenli bir kelime olup, sırtla ilgili ya da…
Yorum Bırakİzmir Boyozu: Kelimeler ve Tatlar Arasında Bir Edebiyat Yolculuğu Edebiyat, yalnızca kelimelerle değil, yaşamın her alanındaki deneyimlerle şekillenen bir sanattır. Her kelime, bir anlatıyı, bir duyguyu veya bir görüntüyü içeren bir kapsül gibidir; bazen bu kapsüller bir araya gelir ve bir toplumun kültürünü, tarihini ve kimliğini oluşturur. Tıpkı bir yazarın her satırında hayatı yeniden şekillendirmesi gibi, bir şehir de, o şehre ait olan her bir öğeyi – müziği, insanları, gelenekleri ve hatta yediğimiz yemekleri – kelimelerle, metinlerle bir araya getirir. İzmir boyozu, bu metinler arası yolculuğun tam ortasında duran bir semboldür. Onun her lokması, sadece bir damak tadı değil, aynı…
Yorum Bırakİnsomnia Kalıcı mı? Bir Siyasal Perspektiften Sonsuz bir uykusuzluk hali, insanın biyolojik yapısına karşı bir isyan gibidir. Zihnin ve bedenin dinlenme ihtiyaçlarına karşı bir direnç, fakat bu direnç yalnızca bireysel bir sorun değil, toplumsal ve siyasal bir sorundur da. İnsomnia, yani uykusuzluk, genellikle bireysel bir sağlık sorunu olarak görülse de, toplumsal yapılar, güç ilişkileri ve kurumsal baskılar tarafından şekillendirilen bir deneyimdir. Bu yazıda, uykusuzluğu sadece tıbbi bir sorun olarak değil, aynı zamanda iktidar, meşruiyet, katılım ve yurttaşlık gibi kavramlar çerçevesinde ele alarak anlamaya çalışacağız. Uykusuzluk ve Toplumsal Düzen: Bir İktidar Sorunu İnsomnia’nın kalıcı olup olmadığı sorusuna geçmeden önce, uykusuzluk deneyimini…
Yorum Bırakİkilemeler Sessel Yineleme Mi? Tarihsel Bir Perspektif Geçmişi anlamak, sadece bir zaman dilimine dair bilgi edinmek değil, aynı zamanda bugünün toplumsal yapısını, değerlerini ve düşünsel sınırlarını anlamamıza olanak tanır. Tarih, yalnızca olayların birikimi değil, bu olayların nasıl şekillendiğini ve insanların onları nasıl deneyimlediğini sorgulamak için bir zemin sunar. İkilemeler gibi dilsel yapılar, geçmişin ve bugünün seslerini birbirine bağlayan, toplumsal ve kültürel dinamikleri anlamamıza yardımcı olan ilginç bir örnektir. Peki, ikilemeler gerçekten sadece bir “sessel yineleme” midir, yoksa daha derin, toplumsal ve kültürel anlamlar taşıyan yapılar mıdır? Bu yazıda, ikilemelerin tarihsel gelişimini ve toplumsal anlamlarını kronolojik bir bakış açısıyla inceleyeceğiz. Dil,…
Yorum BırakTürk Kahvesi Karaciğer Enzimlerini Düşürür Mü? Bir Umut Hikâyesi Kayseri’de kışın en sert günlerinden biriydi. Dışarıda kar yağarken, evin içinde her şey sessizdi. Saat on iki olmuştu ve ben hâlâ yatağımda, penceremin önündeki kar manzarasını izliyordum. İstemeden gözlerim ağırlaşmaya başladı; vücudumun her hücresi bir yorgunlukla doluydu. Bir hafta önce karaciğer testimi yaptırmıştım. Sonuçlar… Tam da beklediğim gibi. Karaciğer enzimlerim yüksek çıkmıştı. Bunu her seferinde göz ardı etmeye çalıştım. Sonuçta bir şeyler yazmakla, bir şeyler düşünmekle geçiyor zamanım. Ama bu sonuç, sanki bir uyarı gibiydi. O an hissettiğim duyguyu tarif etmek zor: bir yanda rahatlatıcı bir alışkanlık vardı, diğer yanda ise…
Yorum BırakToplumcu Gerçekçi Anlayış Nedir Kısaca? Toplumcu gerçekçi anlayış, 20. yüzyılın başlarında edebiyat ve sanat alanında etkisini gösteren bir akımdır. Temel amacı, bireysel çıkarlar ve üst sınıfların baskılarından ziyade, toplumun genelini ve özellikle ezilen sınıfları merkezine alarak, sosyal adaletsizliği ve eşitsizliği gözler önüne sermektir. Bu anlayış, hayatın gerçeklerini ve toplumun sorunlarını, olduğu gibi, halkın anlayabileceği bir dille aktarır. Peki, 5-10 yıl sonra toplumcu gerçekçi anlayışın gündelik hayatı, iş hayatını, ilişkileri nasıl etkileyeceğini düşündüğümüzde neler öngörebiliriz? İşte ben, Ankara’da yaşayan, teknolojiye meraklı ve geleceği sürekli sorgulayan biri olarak, bu soruya cevap ararken hem umutlu hem de kaygılı taraflarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Toplumcu…
Yorum BırakYaş Isı ile Yapılan Sterilizasyon Yöntemleri: Psikolojik Bir Mercekten Bakış İnsan davranışlarını çözümlemek, biz psikologlar için yalnızca biyolojik veya fiziksel süreçlerden ibaret olmayan derin bir keşif yolculuğudur. Her gün karşılaştığımız olaylar, duygusal tepkiler, toplumsal etkiler ve bilişsel süreçler, bizi insan olarak tanımlar. Bugün, bir bilimsel konuyu psikolojik bir mercekten inceleyeceğiz. Yaş ısı ile yapılan sterilizasyon yöntemleri, tıbbın ve sanayinin hijyenik güvenliğini sağlarken, insan psikolojisi açısından nasıl algılanıyor ve nasıl tepki veriyoruz? Sterilizasyon, yalnızca fiziksel bir işlem olmaktan öte, bireylerin hijyen, sağlık ve güvenlik anlayışlarını şekillendiren bir psikolojik süreçtir. Gelin, bu yöntemin psikolojik boyutlarına odaklanalım. Yaş Isı ile Sterilizasyon: Temel Yöntemler…
Yorum BırakViraneye Çevirmek Ne Demek? Bir Psikolojik Analiz İnsan davranışları üzerine derin bir keşfe çıkarken, her anı, her tutumu bir ipucu olarak değerlendirmeye başlarız. Bu ipuçlarından biri, bazen hayatımızda gözlemlerimizin ve duygularımızın virane bir hale bürünmesiyle şekillenir. Viraneye çevirmek, dışarıdan bakıldığında terk edilmiş, dağılmış ya da kullanılamaz bir hal almak olarak görünebilir. Ancak, bu kavramın arkasındaki derin psikolojik süreçler çok daha karmaşıktır. Bu yazı, viraneye çevirmeyi bir insanın iç dünyasında yaşadığı dönüşüm, çatışmalar ve kayıplar perspektifinden anlamaya çalışacak. Viraneye Çevirmek: Duygusal Bir Çöküşün İzleri Viraneye çevirmek, genellikle bir şeyin ya da birinin değerini kaybetmesiyle ilişkilendirilir. İnsan psikolojisinde bu, duygusal bir çöküşün,…
Yorum BırakÖğrenmek, bir insanın hayatındaki en güçlü dönüşüm aracıdır. Bilginin edinilmesi, sadece yeni beceriler kazandırmakla kalmaz, aynı zamanda dünyayı anlama biçimimizi de dönüştürür. Eğitimin bu dönüştürücü gücü, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde bir etki yaratır. Ancak bu süreç ne kadar karmaşık ve çok yönlüdür! Öğrenme, bir bilgi aktarma süreci değil, bir keşif, bir sorgulama, bir dönüşüm yolculuğudur. Bu yazıda, dilbilimsel açıdan ‘varsayılan ilk dil’ olarak tanımlanan kavramı, öğrenme teorileri, öğretim yöntemleri ve pedagojinin toplumsal etkileriyle ele alacak, aynı zamanda eğitimdeki geleceği şekillendiren teknolojik gelişmeler üzerinde de duracağız. Öğrenme deneyimlerimiz nasıl şekilleniyor ve pedagojik yaklaşımlar, öğrencinin entelektüel yolculuğuna nasıl yön veriyor?…
Yorum Bırak